Ülke ve kültür olarak, ötekileştirmeyi öylesine benimsemişiz ki!
Belirli kültür seviyesine erişmiş, açık ve ileri bir dünya görüşü taşıdığına inandığımız, kendilerine koyulan sınırlara karşı koyan, hayatına dünyaları sığdıran seyahat düşkünü insanlar topluluğu bile, zaman zaman birbirine çok uzak düşüyor.
Öyleki ;  kimine göre maddi imkanlarının iyi olması, gezgin olmanı engelleyen önemli bir neden! Kimine göre de sırt çantasını sırtına takıp turlayan birinin, ne yaptığını bilmeyen, hedefsiz dolaşan gençlik isyanındaki bir  ergen olması gibi!.
Bazısı yolculuklarında uçak kullananı bile aşağılarken, bazısı uzun yürümeyenden birşey olmaz diye yapıştırıyor karşı tarafa.
Amerika’da, iş için yurt dışına çıkıp gezgin ruhu ile onca işi arasında planladıklarını yapıp, bunları paylaşan bir blog yazarı dünyanın en iyi seyahat yazarları arasında gösterilirken, kendine gezgin etiketi yapıştırmış, işinden gücünden uzak olan duayen(!) bunun, yani gezgin olmanın ilk şartının işini bırakmak olduğunu ve ancak böyle gezgin olunabileceğini söylüyor.
Yirmili yaşlarda nedeni belli olmayan bir şekilde işini bırakan kendini, kariyerini bırakmış beyaz yakalı olarak“ferrarisini satan bilge” kıvamına sokuyor. Yaklaş yaklaş bak ne diyeceğim sana “Yahu senin hiç bir zaman Ferrarin olmadı ki!”. Ha bir de kuzum, hele bir söyle bana “sen hiç gördün mü üç kulaklı bir adam?”
Kim daha gezgin 2Birileri de otellerde kalanları neredeyse afişe edip, yuhalatacak derecede bağırıyor dört bir yanda. Gezgin ya! nasıl otelde kalırsın yahu?
Bazısı da sokak sokak şehir gezmenin, koklamanın, yerelleşmenin, sadece çok uzak coğrafyalarda yapıldığında ilgi çekeceğini düşünüyor. Kendi şehrinde bir yemeğin “nasıl?” kısmıyla uğraşmamış olanlar, 5 bin kilometre ötedeki pilavın tadını eleştiriyor.
Kötü olan bunları yapanlar değil. Bunları böyle yapmayanları yerden yere vuran, dalga geçen hatta ayıplayan garip davranışlar silsilesi.

Gezmek Özgürlüktür.. Nasıl olduğunu boşver!

Dünyada ve ülkemizde yalnız gezenler var, ailesiyle gezenler var. Çocuğunu sırtlayıp binlerce kilometre yapanlar var. Yüzbinlerce dolar harcayıp lüks teknesiyle dünyayı gezenler var. Coğrafyanın, ulaşılmasına engel olduğu noktalara helikopter tutup paralar döken, ama amacı sadece “orada bulunmak” olan gezginler var. Hiçbiryere gidemediği için yaşadığı şehri, semti, mahalleyi dolaşanlar da olduğu gibi.
Bunların ortak yönleri ruhları! İçlerindeki özgürlük hisleri. Dünyayı bakmanın yanında, görüp “yaşamak” dileklerinin olması.
Özgürlüğün uçsuz bucaksız fırsat sunduğu, seyahat gibi özel bir durumu günlük hayatın kavgalarına, yarışlarına, rekabetlerine çekip durmanın ve en iyi, en fedakar kavgasına tutuşmanın ne anlamı var?

En İyi Gezgin Sen misin?

Kim en iyi gerçekten sana göre?
Aylarca çalışıp 15 günlük tatilini yıl boyu planladığı şekilde şehirleri, dağları, ormanları, sahilleri keşfe çıkanlar mı senin için en fedakar olanlar? Yoksa sana göre bütün hafta çalışıp, hafta sonu denilen bir gününü doğaya harcayanlar, bir günde 20-30 kilometre yürüyüp, oraya buraya tırmananlar ve sabah yeniden işlerine gidecek olanlar zaten gezgin sayılmazlar mı? Belki de işin mistik yönünü arıyorsundur ve işlerini güçlerini bırakıp dünyayı gezenlerin olaya farklı bir boyut kattığını düşünüyorsunudur.
Sahi hangisi daha iyi ben de merak ettim şimdi? Çantası daha ağır olanlar mı? Ama yok, onlar sana göre tecrübesiz olmalılar. Tecrübeli olanın çantası daha hafif olur di mi?. Evet evet , en iyi sanırım o olmalı, yani sana göre.. O da mı değil?
Gel biraz konuşalım seninle. Artık boşver, arama iyiyi falan. Bu bir oyun, bir yanılgı sadece. Olan tek şey, senin kendi egonun labirentlerinde kaybolmuş olman. Hepsi bu!
Daha önce bu işin bir sidik yarışı halini alıp “kim daha uzağa ……” şekline dönüşmesinin tatsızlığına dikkat çekmek için birşeyler karalamıştım. İşte o birşeyleri, işin daha da “B.ku çıkmaması” adına yeni hale getirdim. Kimbilir belki işe yarar bu defa!
Gezgin olmak nedir?
Şimdi senden bir isteğim var. Biraz rahatla ve hatta yavaşla. Söyleyeceklerimden alınma. Herhangi birşey olmayı kendi tekelinde gören, şartlarını ve kurallarını kendi koymuş sanan egolarıyla yaşayanların garip ruh hallerine girme. Ötekileştirmek denilen şeyi bu ülkede çok iyi yapıyorlar zaten. Senin anlaman gereken, bu işin ötekisinin olmaması!
Çünkü biz öyle çokuz ki! Öyle çok özgür ruha sahip insan var ve hala öylesine “insanlar ki!”
Neyin ne ile, kimin kim ile farkı şudur budur diye mırıldanmayı bir kes, biraz yorum yapmayı hele bir bırak, sen de rahatla artık!
Bak dostum! Senin kurallarını koyduğun, istediğin gibi insanlardan oluşan bir “kurum” değil bu gezgin olmak durumu. Yok “O zaman ben yokum” diyorsan o da olur.
Sadece derim ki “Gezginlerin birarada olduğu bir ‘kalabalık’ olmak yerine, gezgin ve özgür birer ‘insan’ olalım. O bize yeter.”