10 Ağustos 2015 Pazartesi

Ferrarisini Satamayan Gezgin

Share:

Farklı bir tatil rotası: Yayla Turizmi

Farklı bir tatil rotası: Yayla Turizmi

Yayla Turizmi
Ülkemizin sahip olduğu kendine has doğal güzellikler sınırsız. Güneyde Akdeniz kıyıları, kuzeyde Karadeniz Bölgesi, Doğu Anadolu’nun eşsiz kültürel mirası, hepsi birbirinden kıymetli. Bu sebeple, bu görkemli coğrafyada yapılmayan turizm çeşidi de yok. Yayla turizmi bunlardan bir tanesi. Sahip olduğumuz uygun iklimsel özellikler yayla turizminin kapılarını açıyor. Bu bakımdan ülkemizin kırsal kesimlerindeki benzersiz yaylalar; dağ tırmanışlarına, trekking, yamaç paraşütü gibi etkinliklere, atlı doğa gezilerine, doğal bitki örtüsü incelemelerine, jeep safari ve bunun gibi tüm doğa sporlarına uygun alanlar ile yayla turizmine son derece elverişli.

Yayla Turizm Merkezleri

Yayla Turizm Merkezleri
Kültür ve Turizm Bakanlığı son yıllarda giderek artan bir biçimde yayla turizmini geliştirme ve tanıtma çalışmalarına ağırlık veriyor. Bakanlık son çalışmasından sonra 26 adet yayla turizm merkezi belirledi. Ve bunlardan 24’ü Karadeniz’de yer alıyor. Türkiye genelinde 11 ilde yayla turizm merkezi mevcut.
Sinop’ta;  Ayancık-Akgöl, Türkeli, Kurugöl yaylaları, Ordu’da; Çambaşı, Akkuş-Argın, Mesudiye-Keyfalan, Mesudiye-Topçam yaylaları, Giresun’da; Bektaş, Kümbet, Yavuzkemal yaylaları, Trabzon’da; Çaykara-Uzungöl, Akçaabat Karadağ, Tonya-Erikbeli, Maçka-Şolma, Araklı-Pazarcık, Yeşilyurt Yılantaş yaylaları, Rize’de; Anzer, Ayder yaylaları, Artvin’de; Kaçkar Yayla’ları, Gümüşhane’de; Zigana (Kayak Merkezi) , Bayburt’ta; Kop Dağ’ı (Kayak Merkezi) Gaziantep’te; Hızır (Huzurlu) Yayla’sı, Manisa’da; Spil Dağ’ı ve Antalya’da; İbradı Yayla’sı yayla turizmine hizmet veren merkezler.

Yayla Turizmi Kimler İçin Daha Uygun

Yayla Turizmi Kimler İçin Daha Uygun



Doğayla iç içe yaşamayı seven, macera benim için en büyük tutkudur diyen, tatilde eğlenmek yerine, öğrenmek, keşfetmek ve kendi sınırlarını denemek isteyenler için yayla turizmi ideal. Bitkiler bakımından sınırsız seçenek sunan yaylalarda endemik türlerin araştırmasını yapmak, yaban hayatı gözlemlemek, mevsimine göre bitkiler derlemek, yöresel kültürleri ve yaşam biçimlerini tanımak, kamp kurarak doğa içinde bir yaşam deneyimlemek, değişik bir alternatif.

Yayla Turizmi; Ekolojik Turizm

Yayla Turizmi-Ekolojik Turizm

Zaten yayla turizminin bir amacı da bu yüksek rakımlı ve gizemli coğrafyaların kendine özgü doğal ve kültürel değerlerini koruyarak tanıtmak ve bu bilinci yaymak. Bu işi yapan tur şirketleri içinde yöreye özgü ve ekolojik bilince sahip olan şirketleri seçmekte bilhassa yarar var.
Bu tip şirketler yaylaların ve yayla yaşamının, koruma ve kullanma dengesini dikkate alarak turizm faaliyetleri içinde bulunuyor ve doğal dengeye olağanüstü hassasiyet içinde geziler düzenliyor.
Bu turlar aynı zamanda doğa ile barışık ve sürdürülebilir bir turizm için tura katılan kitleleri bilinçlendirerek, ülkemize yeni doğaseverler kazandırıyor.

Toros Yaylaları

Toros Yaylaları

Toros Dağları, Akdeniz’in başının göğe erdiği yerler. Yörüklerin yaşam biçimini yükseklere taşıdığı bu eşsiz güzellikteki dağlarda yaylalar çok. Bu yaylalarda sıklıkla çam, ardıç, köknar, sedir ağaçları var.
İlkbaharda Yörükler hayvanlarını otlatmak için Toros yaylalarına çıkıyor ve yayla turizm sezonunun da en keyifli zamanı başlıyor. Bu yaylalardaki buz gibi pınarlar doğaseverleri kucağına çağırıyor. Toros dağlarının yamaçlarında narenciye bahçeleri çokken, yukarılara doğru çıkıldıkça çeşitlilikte artar. Her türden maki, sandal ağaçları,  yabani zeytinler, böğürtlen, sakız ağaçları, erguvanlar, kocayemişler ve mevsimine göre muhteşem çiçekler ile baş döndürür. Ve tüm bu ekolojik düzen, içinde her türden yaban hayvanı da barındırır.

Karadeniz Yaylaları

Karadeniz Yaylaları

Yüzünü hoyrat rüzgârlara, eteklerini hırçın dalgalara bırakmış Karadeniz yaylaları da ayrı bir keyif. Bu yaylaların çevresi ladin türü çam ağaçları kaplı. Toroslara nazaran daha nemli, sisli ve yağmurlu olduğundan yeşilin tonları da benzersiz. Bu yaylalarda bulunan ağaç çeşitleri köknar, ladin, sarıçam, sedir, kayın, meşe, ıhlamur, karaağaç, gürgen, kızılağaç, yabani fındık türler.
Share:

Japon Mühendis’ten Yeni Ulaşım Aracı: WalkCar

Japon Mühendis’ten Yeni Ulaşım Aracı: WalkCar

Japon Mühendis’ten Yeni Ulaşım Aracı: WalkCar
Kuniako Saito adlı Japon mühendis, küçük boyutuyla dikkatleri üzerine çeken bir ulaşım aracı tasarladı. “WalkCar” adına sahip olan bu araç, küçük boyutlu, hafif ve kullanışlı olma özellikleriyle ön plana çıkıyor. 3 saatte tamamen şarj olan ve tam bir şarjla toplamda 12 km yol alabilen WalkCar, maksimum 120 kg ağırlık taşıyabiliyor.
WalkCar’ı kullanırken, gideceğiniz yöne göre vücudunuzu çevirmeniz ve araca yön vermeniz gerekiyor. Kapalı mekanlarda ve açık mekanlarda kullanılması için iki ayrı model olarak karşımıza çıkan WalkCar, hafif ve sağlam olması için alüminyumdan yapılmış. Ağırlık olarak yaklaşık 3 kg olan araç, küçük ama marifetli olmasıyla göz doldurmakta. Japon mühendis Kuniako Saito, WalkCar için Ekim ayında Kickstarter üzerinden bağış toplamaya çalışacak. Fiyatının 100 bin Japon Yeni(800 Dolar) olması planlanan projenin2016 yılının ilkbahar aylarında satışa sunulması bekleniyor.
Share:

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Aamir Khan Filmleri


Aamir-Khan

Aamir Khan Filmleri

Günümüzün en ünlü Hintli oyuncusu sanırım Aamir Khan olmalı. 1965 doğumlu oyuncunun yapımcılık ve yönetmenlik deneyimleri de var. Henüz sekiz yaşında ilk oyunculuk deneyimini tadan Aamir Hussain Khan, tüm Dünya’daki en ünlü Müslüman aktörlerden biri…
Rajkumar Hirani’nin yönettiği Üç Aptal (3 Idiots) oyuncunun en iyi filmi bence. İyi bir komedi izlemek isteyenlere önerdiğim bir Hint yapımı. Alışık olunan yerli ve Hollywood komedilerine alternatif arıyorsanız değerlendirebilirsiniz. Usta oyuncu, bu filmle birçok ödül almıştı aynı zamanda.
Son dönem Bollywood yapımı arayanların da zevkle izleyeceği film ise, Lagaan… 2001 yapımı film, Akademi Ödülleri’ne aday gösterilmişti. Bollywood ile çağrıştırılan müzikal, aşk ve bir miktar maceranın en hoş harmanı bu filmdir…
2013 yılında gösterime giren Dhoom 3 filmide beni çok etkileyen filmlerinden olmuştur Aamir Khan’ın. Filmde macerayı, sevgiyi bolca tadabilirsiniz. Açıkçası filmde Aamir Khan oldukça etkileyici bir performans sergiliyor.
Akılda kalan bir diğer filmi ise 2007 yılında gösterime girmiş olan, Yerdeki yıldızlar Her çocuk özeldir filmi. Özellikle anne babaysanız şiddetle izlemenizi tavsiye edebilirim. Film duygusal olduğu kadar da sürükleyici, bir solukta bitirebileceğiniz türden bir yapım.
PK, sanatçının bildiğim son filmi ve tüm hünerlerini de birlikte sunduğunu rahatlıkla ifade edebilirim. Belki öncekiler kadar ilgi çekici olmayabilir; ama fırsatını bulanın kaçırmaması gerekiyor bence… Piyasada film olarak izlediğimiz bir çok yapımdan daha iyi olduğu kesin.
Aslında Hint filmleri ile aram pek iyi değildir. Daha çok pahalı prodüksiyonları izlemekten zevk alırım fakat ilk izlediğim 3 idiots filminden sonra Aamir Khan’ın oynadığı filmler dikkatimi çekmeyi başarmıştı. Filmlerde ki dans sahnelerini geçince izlediğim her filminden zevk aldığımı rahatlıkla söyleyebilirim.
Share:

7 Ağustos 2015 Cuma

Afrika düşündüğünüzden daha büyük!

Afrika düşündüğünüzden daha büyük!
Normal bir düz haritaya baktığımızda Grönland’ın neredeyse Afrika kıtasından büyük olduğunu görürüz. Ancak Afrika, Grönland’dan 14 kat daha büyük!
afrika-karsilastirma-2
Dünya küre şeklindedir ve küre üzerindeki bir şekli bir düzleme aktarmaya çalıştığınızda gerçeğinden uzak boyutlarda bir sonuç ortaya çıkar. Bu, özellikle kutup bölgelerine yakın olan ülkelerin gerçekte olduğundan çok daha büyük görünmesine sebep olur.
Scientific American ise Dünyanın tam merkezinde kabul edebileceğimiz Afrika kıtasının gerçekte ne kadar büyük olduğunu gösterebilmek için bir grafik hazırlamış.Bu grafiğe göre 30,4 milyon kilometre kare büyüklüğe sahip Afrika kıtasına; Çin, Hindistan, ABD, Japonya ve çok sayıda Avrupa ülkesini sığdırmak mümkün.
afrika-karsilastirma-3
Share:

Ruslardan yeni nesil tank: T-14 Armata

Ruslardan yeni nesil tank: T-14 Armata
İlk olarak Rusya’nın kurtuluş günü kutlamalarında görünen yeni nesil rus tankı ile ilgili detaylar netleşiyor.
Rusya, ordusunu yeni nesil zırhlı araçlarla yenilemeye başladı. Armata isimli kaide (zırhlı araçların paletli alt kısmı), yeni nesil zırhlı araçların ana plaformunu oluşturuyor. Bu kaide daha önce T-15 isimli zırhlı araçta kullanılmış. Yeni nesil tank T-15 de aynı kaideyi kullanıyor.
T-14-2
Şu ana kadar 20 adet üretelin T-14 Armata isimli tanktan 2015’ten 2020’ye kadar 2.300 adet üretilmesi planlanıyor. 10,8 metre uuznluğunda, 3,5 metre genişliğinde ve 3,3 metre yüksekliğindeki tankın ağırlığı 48 ton (savaş durumunda ek teçhizatlarla 49 ton). 80-90 km arasında hız yapabilen tankın menzili de 500 km. Her bir tankın birim maliyeti ise 7,6 milyon dolar.
T-14 Armata’nın en büyük özelliği, turret’inin (top kulesi) otomatik olması. Bu şekilde bu koca tank sadece 3 mürettebatla kontrol edilebiliyor. Mürettebatla turret ve arka bölüm arası zırhla ayrılıyor ve olası isabet alma durumlarında mürettebatın kaybı riski azalıyor. 125 mm’lik ana topa sahip T-14 Armata, kolay bir modifikasyonla 158 mm top takılmasına da hazır olarak üretilmiş.
T-14-3
Rusya’nın bir önceki nesil ana muharebe tankı T-90, hafif zırhı ve yüksek manevra kabiliyeti ile ön plana çıkıyordu. Amerikan Abrams tankından 20 ton daha hafif olmanın bedeli de yüksek kapasiteli tank mermilerine karşı daha savunmasız olması sonucunu çıkarıyordu. T-14 Armata ise geliştirilmiş ağır zırhı ile bu açığı kapatıyor.
Ruslar yeni nesil tanklarına çok güveniyorlar. İdddialarına göre ürettikleri bu tank, Batı’daki diğer tüm tankların en az 20 yıl ilerisinde.
Kaynaklar:
Share:

Uranyum yiyiyor olabilir misiniz?

Uranyum yiyiyor olabilir misiniz?
Periyodik tablodaki potasyum, demir, kalsiyum gibi elementlere çoğumuz aşinayız. Tabloda aşağılara indikçe radyoaktif elementlere rastlıyoruz ve doğal olarak beynimiz onları nükleer reaktörlerle bağdaştırıyor, sabah kahvaltınızla değil.
Uranyum atom numarası 92 olan, yoğun ve radyoaktivitesi görece olarak düşük bir element. Genellikle suda ve toprakta bulunuyor. Uranyumu topraktan çıkararak 3 izotopundan da yararlanılıyor. İzotoplardan daha az radyoaktif olanı eskiden mermi yapımı ve zırh kaplamalarında kullanılıyordu. İkinci ve daha radyoaktif olanı ise nükleer silah yapımı ve enerji üretiminde kullanıyor.
Uranyuma maruz kalmak için illa ki savunma sanayinde çalışmanız ya da madenlerine yakın olmanız gerekmez. Aslında uranyuma maruz kalmanın bilinen en yaygın yolu onu yemek! Patates ve şalgam gibi tarım ürünleri uranyumca zengin bitkilerden sadece iki tanesi. EPA’ya [Environmental Protection Agency], ortalama bir insan günde 0,07 ila 1,1 mikrogram arası uranyumu besinlerden alıyor.
Yine de bu haber kök sebzelerden kaçınmanızı gerektirecek kadar kötü değil. Vücutta uranyumun birikmesi oldukça zor olduğundan günlük uranyum alımı bu sürecin başlaması için oldukça yetersiz. Sindirilen uranyumun %95-99’u sindirim atığı olarak vücuttan atılıyor. Kalanının %70’i de 24 saat içinde idrar yoluyla vücudu terkediyor. Düşük miktarda uranyum ise sindiriminden aylar, yıllar sonra kemiklerde kalmaya devam edecektir. Yine de uranyum yemek, onu solumaktan çok daha güvenlidir.
Peki ya uranyum bir eser element değil de ana yemeğiniz olsa? Yüksek miktarda radyoaktif madde tüketmenin kansere yol açtığı bilinen bir gerçek. Ne var ki, radyasyona maruz kalmanın uzun vadedeki etkileri anında ortaya çıkan kimyasal toksik etkilerin yanında zayıf kalıyor. Uranyumun ilk hedef noktası böbrekler: 25 mg’lık alımdan itibaren zararlı etkiler görülmeye başlıyor. 50 mg’dan sonra ise böbreklerin iflası ve ölüm gerçekleşiyor. Ayrıca fareler üzerinde yapılan bir deneyde, uzun süre boyunca uranyuma maruz kalan farelerin beyinlerinde kimyasal değişiklikler görülmüş.
Yüksek dozda uranyum almanın ölümcüllüğü korkutucu bi gerçek olsa da, henüz ağız yoluyla uranyum alımından kaynaklı kayda geçen bir ölüm vakası yok. Yine de yediklerimize mümkün oldukça dikkat etmek, uranyum kaynaklarına yakın yerlerde yetişen sebze-meyvelerden uzak durmak daha iyi bir seçim sanki…
Share:

C Vitamini, kalp hastalıkları ve erken ölüm riskini azaltıyor!

C Vitamini, kalp hastalıkları ve erken ölüm riskini azaltıyor!
C vitamini, günlük hayatta adını en sık duyduğumuz vitaminlerin başında geliyor. Gribal enfeksiyon tedavisinde birebir olan bu vitamin; bir nevi ‘şifa’. Ancak bu çalışma, C vitamininin çok daha güçlü bir özelliğini ortaya çıkarmış; Kopenhag Üniversitesi araştırmacılarına göre; meyve ve sebzelerden alınan C vitamini kalp hastalıkları ve erken ölüm riskini azaltmada oldukça önemli bir etmen.
Yeni yayımlanan bu çarpıcı çalışmaya göre; 100.000 Danimarkalı denek üzerinde yapılan araştırmalar sonucu; bireylerin DNA’ları yanında, meyve ve sebze yoluyla sıklıkla C vitamini alımı gerçekleştiren bünyelerde kardiyovasküler hastalık geliştirme riski,bu meyve ve sebzeleri seyrek olarak tüketenlere göre % 15 ve erken ölüm riski de % 20 oranında azalıyor. Bu, aynı zamanda, kanda meyve ve sebze alımına bağlı yüksek oranda C vitamini ile de görülebiliyor.
C vitamini, diğer tüm yeteneklerinin yanında; vücuttaki farklı doku ve organları birleştirici doku oluşumuna yardımcı oluyor. Bu vitamin aynı zamanda, vücuttaki hücre ve biyolojik molekülleri, kardiyovasküler sistem hastalıkları da dahil; çeşitli hastalıklardan gelebilecek olası zararlara karşı koruyan güçlü ve nüfuz edici bir antioksidan. Ancak insan vücudu C vitamini üretebilme yetisinde değil; dolayısıyla bu vitamini besinlerden elde etmesi elzem.
Kopenhag Üniversitesi araştırmacıları; meyve ve sebzenin her zaman pekçok faydası olduğunun bilindiğini; ancak bu çalışmayla önemli bir noktaya parmak bastıklarını belirtiyor. Bol bol meyve ve sebze tüketmek; kandaki C vitamini seviyesini artırmada, dolayısıyla uzun vadede kardiyovasküler hastalıklar ve dahi erken ölüm riskini azaltmada etkili. Araştırmacıların burada değindiği en önemli nokta ise; C vitaminini dışardan almak yerine doğal yollarla; yani beslenmeyle edinebilmek. Böylece uzun vadede daha sağlıklı bir yaşam şekli de garanti edilmiş oluyor.
Share:

NASA, 1400 ışık yılı uzakta Dünya benzeri bir gezegen buldu

NASA, 1400 ışık yılı uzakta Dünya benzeri bir gezegen buldu
NASA, SETI ve Cambridge Üniveritesindeki bilim insanlarından oluşan bir takım, Perşembe günü Dünyaya çok benzeyen ve Güneşe benzer yıldızının etrafında dönen bir gezegen keşfetti.
20 yıldır Dünyaya benzer bir gezegen arayışında olan insanlar sonunda buldular ve ona Kepler 452b adını verdiler.
Bazı bilim insanları dünya-dışı-yaşamın Dünyadan çok uzakta, Güneş Sistemimizin dışında olduğunu düşünüyorlardı. Bunun sebebi sistemimizde yaşam (belirtisi) bulunduran tek gezegenin Dünya olması. Ne var ki, galaksimiz Samanyolunun dışında yaşam olduğuna neredeyse tamamen eminiz.
Kepler 452b sonsuza kadar ilk “İkinci Dünya” ya da NASA’nın deyimiyle “Dünya 2.0” olarak hatırlanacak ve onun hakkında şimdiye kadar öğrenilenler şöyle:
  • Dünyadan %60 daha büyük.
  • Kayalıkları olduğu sanılıyor. Bu da Jüpiter gibi sadece gazdan oluşmayıp katı bir yüzeye sahip olduğunu gösteriyor.
  • Dünyadan 1400 ışık yılı uzakta bulunuyor.
  • Yıldızının etrafındaki turunu 385 günde tamamlıyor, ki bu da Dünyanın tur süresine çok yakın.
  • Yıldınızın yaşı 6 milyar; yani Güneşten 1,5 milyar yıl daha yaşlı.
Kepler 452b’de yaşam olup olmadığı henüz bilinmese de, Jon Jenkins tarafından yapılan açıklamada Dünyadan daha yaşlı ve yaşama elverişli bir gezegen keşfedilmesinin son derece ilham verici olduğundan ve uzaydaki yaşam arayışının ilerlemesi için önemli bir adım olduğundan bahsediliyor.
Dahası, Kepler 452b Dünyanın aldığından %10 daha fazla enerji alıyor. 1,5 milyar sonra ise Dünyanın Güneşten alacağı enerji aynı oranda artacak. Bu da Kepler 452b’in “Dünyanın gelecekteki hali” olabileceğini gösteriyor.
12 Yeni Gezegen
NASA , gezegen avına çıkması için Kepler adında bir teleskop kullandı ve onunla potansiyel Dünyalar aramak için yola çıktı. Bugüne kadar keşfedilen gezegenlerden Dünyaya en çok benzeyen gezegen Kepler 452b ve bu Kepler için daha başlangıç.
Kepler, Kepler 452b’in dışında Dünyanın boyutlarında 11 gezegen daha buldu. Bunlardan sadece Kepler 452b bir G yıldızının etrafında dönüyordu (Güneş de bir G yıldızıdır). Diğerleri K ve M yıldızlarının etrafında dönüyorlar ve bu tip yıldızlar G yıldızlarından daha soğuk ve sönüktür.
SETI’de araştırmacı bilim adamı olarak görev yapan Jeff Coughlin, diğer 11 gezegenin gerçekten gezegen olup olmadığının araştırılması ve diğer teleskoplarla da verilerin onaylanması gerektiğini söylüyor.
Kepler 452b ise kendini kanıtladı ve galaksimizde Dünya dışında hayat olabilecek başka gezegenler aramak için umut kaynağı oldu. Jenkins, G yıldızlarının etrafında dönen ve Dünyanın boyutlarında olan birçok gezegen olduğunu doğruluyor. Belki de Samanyolunda hayat barındıran tek gezegen bizimki değildir…
Share: