17 Ekim 2014 Cuma

ESKİ MISIRDA SEMBOLLER VE ANLAMLARI

ANKH

ankhAnk, . Eski Mısır’da hayat sembolü olan tepesi halka şeklindeki kulplu haç.
İsis misterleri, inisiyasyonunda kullanılan bu sembole birçok Mısır tanrısının elinde rastlanmakla birlikte, en çok İsis’in elinde rastlanır. Bu sembole “kulplu haç” (crux ansata) da denilir.
ankhAnkh, “T” harfinin üzerine oturtulmuş küçük bir daireden ibaret  olup çoğunlukla haç’a benzetilen; fakat Hıristiyanlıkla pek alakası olmayan  en yaygın bir eski Mısır sembolüdür. Kadın ve erkeğin birlikteliğini simgeler ve “evrensel yaşamın çekiciliği” olarak ele alır. “Hayat anahtarı” ya da  “Nil’in anahtarı” olarak da bilinir.
Ank, Eski Mısır’da en güçlü kültürel ve dinsel sembollerden biriydi. Yaşamın sembolüydü,firavun ve tanrıları Ankh ile gösteren bir çok sanat eseri mevcuttur.

DOĞRULUK TÜYÜ

maatTanrıça Maat’ın devekuşu tüyünden olan doğruluk tüyü ile ölünün kalbi terazinin kefelerine konur. Eğer, kalp tüy ile dengede kalırsa, ölü ahirette ölümsüz yaşama hak kazanır. Çünkü tüy kadar hafif yürek, günah ve şeytanın yükünü taşımıyor demektir.

SCRAB (bokböceği)

scrabaeus[1]Eski Mısır’da kutsal sayılan, bu uygarlığın takılarında ve resimlerinde sık sık işlenen kutsal bokböceği (scrabaeus sacer), Mısırlıların kozmogoni anlayışında da bir simge olarak yerini almıştır; dışkı topağı Yer’i, bu topağı oluşturan bokböceği Güneş’i, hayvanın üç çift bacağındaki 30 bölüt ayın 30 gününü temsil eder.

KANOPİK KAVANOZKANOPİK KAVANOZ

Eski Mısırlılar tarafından mumyalama işlemi sırasında ahrete gidecek olan ölünün iç organlarının konulduğu kaplar. Kavanozlar ya kireç taşından oyulur ya da çömlekten yapılırdı. Biz beze sarılan iç organların her biri ayrı bir kavanoza yerleştirilirdi.

HORUS’UN DÖRT OĞLU

can5[1]Sol baştan say; Imsety, Duamutef, Hapi, Kebsenuef.Mumyalanmış bedenlerle özdeşleştirilen dört kanopik kavanozun kişiselleştirilmiş haliydi.  Osiris’in vücudunun parçalarının koruyucularıdır ve bundan sonra ölülerin vücutlarının koruyucuları olmuşlardır.


FLABELLUM

ncd03303[1]Bu görkemli yelpaze önemli törenlerde kullanılırdı. Yelpazenin yavaşça hareketi kralın nefesinin muhafazasının simgelemek amacıyla ve de öteki hayatta havayı tazelemek amacıyla dizayn edilmişti. Tavuksusu gibi büyük kuşların tüylerinden yapılırdı.



DJED SÜTUN

djedinkaldirilisi[1]Djed Sütun doğruluk tanrıçası olan Maat ile birlikte görülen istikrarın sembolüydü ve Osiris’in sembolik bir omurgasıydı. Sütunun üst kısmında, sütuna bağlanması için halatların geçeceği yerler vardır. Bazı betimlemelerde ortadaki olukta,Horus’un her iki gözü de olur ya da sadece kırmızıya boyanırdı. Diğer iki halat yeri ise, siyaha boyanır ya da yere sabitlenirdi. Sütun, uçurtmanın ve ona bağlanmış yükün rüzgârda savrulmasını önleyen bir araçtı.

BA

Kişinin karakterini, kişiliğini simgeleyen, öldükten sonra bedenden ayrılan ruh.
Ruh olarak Ba Mısırlıların ölüm sonrası inanışına göre, beden öldükten sonra yaşamaya devam eden kişinin bir görünüşüydü. Bazen, diğer dünyadaki Ka’ya katılmak için mezardan uçmakta olan kuş başlı bir insana benzetilirdi.

KA

Ölümden sonra Ka bedenden ayrıldıktan sonra, yaşan ve ölü kişiyi birbirinden ayıran ruhsal oluşumdu. Her yönden ölen kişiye benzemekteydi.

HORUS’UN GÖZÜ

ESKI-MISIR-HORUS-un-GOZU-44cm-DUVAR-DEKORU__62351163_0[1]Horus’un gözü eski Mısır tasvirlerinde ilâh Horus’un “Ay gözü” de denilen sol gözüne verilen addır. Horos’un gözünün eski Mısır tradisyonunda başlıca iki anlamda kullanıldığı belirtilir.
Horus’un gözü, manevi anlamıyla, vicdanın gözünden hiçbir şeyin kaçmayacağını, insanın iç âlemindeki her niyetini ve yaşamdaki her davranışını gözden kaçırmayan bu merhametsiz yargıcın keskin bakışını sembolize eder. Bu vicdanın 24 saat kapanmadan açık kalan gözüdür. Bu yüzden Güneş ve Ay, Horus’un gözleri olarak ifade edilir. Çünkü Güneş ve Ay’ın her ikisi nöbetleşe, gece ve gündüz insanın üzerinden eksik olmaz, Horus’un 24 saat açık kalan gözleri gibi.(Bu nedenle Horus’un gözü güneşle temsil edilenRa’nın gözü olarak da ifade edilir.)Bu, vicdanın karşıtı olan nefsaniyetin hiç işine gelmez; nefsaniyeti ve kötülüğü temsil eden Seth de bu yüzden bu gözü çıkarmaya çalışmıştır. Eski Mısır mitolojisine göre, Horus sonunda bu gözünü babası Osiris’e vermiş ya da Osiris’in kullanımına bırakmıştır.


URAEUS

URAEUS D'OR ET DE LAPIS LAZULI[1]Dik bir biçimde durmuş tükürmekte olan Mısır kobrası biçiminde tasvir edilmiş bu sembol Eski Mısır’da bağımsızlığı, kraliyet ailesini, tanrıları ve tanrısal otoriteyi temsil ederdi.

DESHRET

deshret_djoser[1]Eski Mısır’da Aşağı Mısır’ın Kırmızı Tacının resmi ismiydi. Deshret aynı zamanda bal arısının simgesiydi. Hedjet (Yukarı Mısır’ın Beyaz Tacı) ile birleştirilince Pschent (Çifte Taç)ı oluştururdu.



HEDJET

votd-hedjet[1]Eski Mısır’da Yukarı Mısır’ın Beyaz Tacının resmi ismiydi. Bu taç bazen tanrıça Nekhbet in simgesi olan beyaz akbaba ile yan yana tasvir edilmiştir. Deshret (Yukarı Mısır’ın Kırmızı Tacı) ile birleştirilince Pschent (Çifte Taç)ı oluştururdu.

Abydos

abydos-seti-temple-hallKırık parçaların oluşturduğu bu yığınlar, eski çağ hacılarının bıraktığı kupa, kâse vb. kalıntılar. Orta Krallık dönemi rahiplerinin, I. Hanedan firavunlarından Djer’in mezarını ölülerin tanrısı Osiris’in gömüldüğü yer olarak ilan etmesinden sonra, Abydos önemli bir hac merkezi haline geldi. Osiris’in ölüm ve dirilişinin anısına her yıl düzenlenen şenlik için ülkenin dört bir yanından büyük kalabalıklar bu kutsal merkeze gelirdi.
Son bulgular, Eski Mısır’da krallara öte dünyaya yapacakları yolculukta eşlik etmeleri amacıyla insan kurban edildiğine işaret ediyor.

Amenemope

Mask_of_Amenemope_by_John_Campana_cMask_of_Amenemope_by_John_Campana_cAmenemope (Mısır) Mısırlı görevli. Ramsesler döneminde, bilgelik konusundaki kitabıyla (Bknz. Amenemope’nin Bilgeliği, British Museum’da 10474 numaralı papirüs) tanınan ahlakçıdır. Amenemope’ye göre bilgelik, Tanrı’ya boyun eğme, dünya nimetlerinden uzaklaşma, kendi durumunu kabullenme, kötülükten kaçma ve iyilik yapmadır. Bu düşünceler, benzer biçimde dile getirilmiş olarak Mesellerde de görülür.

Apis Öküzü

Apis ÖküzüEski Mısır’ da tapılan canlı hayvanlar olmuştur. Bunların en başlıcası ve şöhret sahibi olan Apis Öküzü’dür. Apis Öküzü başında üçgen şeklinde beyaz bir alameti olan, beyaz lekelere sahip siyah renkli bir öküzdü.
apis_okuzuKültünün merkezi Memphis’tir. Alnındaki siyah üçgenden başka sırtında akbabaya benzeyen bir şekil, sağ yanında bir hilal, dili üzerinde ise skarabe işareti bulunması gerekti. Aynı zamanda da kuyruk tüylerinin çift olması gerekiyordu. Eski Mısır’da güneş diski ve kıvrılmış kobra sûretlerini taşıyan bir boğa şeklinde tasavvur edilirdi.  Bu hayvan Memfis’in ilahı Ptah’in bir canli numunesi sayılır ve onun bu hayvanda yaşadığına inanılırdı. Alnındaki siyah üçgenden başka sırtında akbabaya benzeyen bir şekil, sağ yanında bir hilal, dili üzerinde ise hamam böceğine benzeyen bir işaret bulunması şarttı. Aynı zamanda da kuyruk tüylerinin çift olmasi gerekiyordu. Bu şartlara uyan Apis Öküzü Ptah mabedinin karşısına yapılmış bir mabette, itina ile rahipler tarafindan bakılır ve beslenirdi.

Bennu

Fenix_bennuBennu kuşununBennu, Mısır mitolojisinde Güneş Tanrısı Ra’nınruhuna sahip olduğu söylenen balıkçıla benzeyen bir kuştur. Eski Mısır’da ölümsüzlüğün bir sembolüydü. Mitolojiye göre, Bennu, kendini Ra Tapınağı’nın çevresinde olan kutsal bir ağacın alevinden oluşturmuştur. Başka bir versiyona göre de, Bennu Osiris’in kalbindeki çatlaktan dışarı çıkmıştır.
Bennu kuşunun Kutsal ateşte yandıktan sonra küllerinden yeniden doğarak geri dönmesi, ezoterik olarak bir çağın bitişini ve diğer bir çağın başlangıcını simgeler.Bennu, gri, mavi, mor ya da beyaz balıkçıl olarak resmedilmiştir.
Bu kuş, resmedilirken; Kızıldeniz civarında yaşayan gri balıkçıl (ardea cinera) ya da daha büyüğü goliath balıkçılı (ardea goliath) model alınmış olabilir. Arkeologlar, 5000 yıl öncesine dayanan dünyada yaşamış belki de en büyük balıkçılın kalıntılarını Basra Körfezi civarında bulmuşlar. Bu kuşun Mısırlı gezginler tarafından görülüp çok büyük bir balıkçılın Mısır’da her 500 yılda bir görüldüğüne dair efsanesine kaynak oluşturduğu yolunda çeşitli spekülasyonlar var.

Heliopolis Ennead (Heliopolis Dokuzlusu)

Heliopolis EnneadHeliopolis Ennead“Ennead”, eski Mısır dilinde “dokuz” (9) demektir ve Antik Mısır’da tanrıları sınıflandırmak için kullanılan terimlerden biridir. “Heliopolis Dokuzlusu”(Ennead of Heliopolis) diye geçen bu grupta, Antik Mısır dininin en önemli figürlerini görmek mümkündür: baştanrı; yaratıcı Atum, çocukları Şu ve Tefnut, torunları GebNut ve onların çocuklarıOsirisİsisSeth ve Neftis. Buna benzer diğer kavramlar, “ogdoad” (sekizli); yani Elefantin, Teb ve Memphis üçlemeleridir. Plotinus’un felsefi çalışmalarını içeren 9 kitaplık koleksiyon için de “Enneadlar” ismi kullanılır.
Eski Mısır dininde Heliopolis teologlarının temel tanrıları belirlediği grup,“Büyük Ennead” olarak bilinir. Büyük Ennead’da şu tanrısal varlıklar yer alır: Atum, Şu, Tefnut, Geb, Nut, Osiris, İsis, Seth ve Neftis. Ayrıca bir de“Küçük Ennead” vardır. Bu ise Horus, Anubis, Thoth ve Maat’ı içerir. Atum, Büyük Ennead’ın başı olarak kabul edilirdi; ancak sonradan onun yerine ya Râ geçmiş ya da Atum-Râ şeklinde bir kombinasyon oluşmuştur.

Eski Mısır’da Büyücülük

Mısır Mitolojisinde BüyücülükEski Mısır’da son derece doğal olarak bilinen bir olguydu büyüler. Ancak yine de herkes buyu yapamazdı. Bu konuda özel yetenekleri olan Tanrılarla iletişim kurabilen kişiler büyü yapabiliyordu. Büyülerin kimi kötü yani kara büyü niteliğindeydi kimisi koruma büyüsü kimisi ise buyu bozmaya yarayan büyülerdi.
Kara büyülerde genellikle büyü yapılmak istenen kişinin kendisine ait bir şey ele geçirilir ve bunun yardımıyla balmumundan yapılmış insan figürüne bakir sisler saplanırdı. İnsan figürü büyü yapılan kişiyi simgelerdi. Balmumu eriyince kişi ölürdü.Bu oldukça sevimsiz olaya karşın bundan korunmaya yarayan büyüler de vardı. Büyü yapılan kişi hastalandığı zaman tip konusunda oldukça ilerlemiş olan Mısırlılar bunun büyü olduğuna karar verirlerdi ve bu çoğunlukla doğru çıkardı. En iyi rahipler ve büyücüler aracılığıyla bir nevi ayinle kişi kurtarılmaya çalışılırdı. Bu her zaman istenildiği gibi sonuçlanmazdı. Hatta tarihte birçok firavunun çocuklarının ve eslerinin büyü nedeniyle öldüğünden bahsedilir.
Büyünün ilk örneği Tanrılar arasında yaşanan savaşta görülmüştür. Kızıl saçlı Seth kardeşi Osiris’i 14 parçaya bölünce Osiris’in eşi Isis, onu tekrar hayata getirmek için Amon’un gizli adını kullanarak bir büyü yapmıştır. Osiris’in 13 parçası Mısır’ın birçok yerinde bulunmuş ancak sadece cinsel organı bulunamamıştı. (bunu ise Timsah Tanrı Sobek’in yediği düşünülmektedir.) 13 Parça olmasına rağmen Isis, Osiris’i hayata döndürmüştür.Mısır Mitolojisinde BüyücülükBüyücü, kimi zaman Tanrıyla bir olurdu. Tanrı’ya kendi kabul ettirir ve eğer Tanrı kabul ederse ona istediğini yaptırırdı. Bunun olması çok zor olmasına rağmen kimi büyücüler başarabilmiştir.Mısır tarihinin her yönünde olduğu gibi bu da şu anda bize oldukça ilginç ve garip. Ancak Mısırlılar için nefes almak kadar doğal bir şeydi…

Erkek Çocuk Sünneti

Eski Mısır'da Erkek Çocuk Sünneti sembologTapınakta, Ramses II  (-1279/ -1213)  ve  Nektanebo  (380 / -362)  gibi  isimlerin de kazılı olması ve  farklı dönemlere ait öteki  bazı bulgular, burada  belki daha eski bir tarihteki yapıma ve   değişik dönemlerde yenileme çalışmaları yapılmış olabileceğine de işaret ediyor.
Üzerinde sünnet  ritüeli çiziminin  yer aldığı bu duvar bölümünde, sadece sünnet sahnesi bulunmuyor. Önemli ölçüde kırık, eksik bölümlere karşın, buranın daha geniş anlamıyla, erkek çocuklarla ilgili bir ritüel alanı olduğuna işaret eden desen ve alt  yazılar yer alıyor. Bunlardan ilki doğumla ilgili…. Doğumu anlatan, fakat anlaşılması ve dolayısıyla  yorumu güç olan desenlerin altında, “Güneş’in (tanrı’nın) evinde, doğum evinde, tanrılar ona  hayat ve güç taşıyarak geliyorlar” şeklinde, bebeğin doğumuna ilişkin   olması gereken bir ifade yer alıyor.
Sünnet sahnesinin daha ilerisinde ise, ‘emzirme’, ‘süt verme’ ile ilgili bir sahne bulunuyor. Yazar buradaki sahneyle ilgili olarak, XVIII. Hanedanlık dönemine ilişkin olarak, kıraliçenin, tanrı Amon’dan doğurduğu çocuğunun tanrıçalar tarafından emzirilmesine ilişkin sahneye atıfta bulunuyor. Akado-summer kayıtlarında, ilgili tanrı veya kıralın , bir “tanrıça tarafından emzirilmiş”, ”onun kutsal sütüyle beslenmiş” olma motiflerinin kullanıldığından bahsetmiştik.

Eski Mısır’da Makyaj, Bugünkü Makyaj

eski mısır makyajEski Mısır’ın gündelik hayatında kadının büyük önemi ve o nispette de değeri vardı. Son bulunan firavun mezarlarındaki resimlerde Eski Mısırlı kadınların siyah saçlı, uzun boylu, düz burunlu oldukları görülüyor. Çocukların doğdukları zaman ciltleri beyaz oluyordu. Ama çok geçmeden Mısır’ın kavurucu güneşinin etkisiyle renkleri koyulaşıyordu. kadınların en güzel tarafları iri siyah gözleri, son derece biçimli yüzleri ve bir Avrupalınınkine nazaran hayli yukarıda olan dik göğüsleriydi. Kadınlar, bu güzelliklerini mücevherat ve makyajla tamamlamakta pek hünerliydiler. Ehram duvarlarını süsleyen resimlerde, Eski Mısırlı kadının yaptığı makyajın pek az farkla günümüzdeki makyaja benzediği hayretle görülmektedir.
Mısırlı kadın yanaklarını, dudaklarını, tırnaklarını boyar, saçlarına kokulu yağlar sürerdi. Heykellerde bile kadınların gözlerini boyalı olduğu fark edilmektedir. Böylesine incelmiş bir makyaj için, elbette ki makyaj Malzemelerinizde son derce gelişmiş olmasına şaşmamak gerekir.

Eski Mısır’da Kedi

Eski Mısır'da KediKediyi kutsallaştıran Mısırlılar, yaşamdan sonraki hayatta tekrar beraber olabilmek için kedileri de mumyalamışlar. Yapılan kazılarda birçok kedi mumyasına rastlandı. Ayrıca, kedilerin hayranlık uyandıracak güzellikte heykelleri bulundu. Bu heykellerin dışında Vatikan’ın eski Yunan ve Roma salonlarında bronz ve mermer, Napoli müzesinde mozaik kedi heykelleri sergilenmektedir.
M.Ö 5.yy da ticaretin başlamasıyla kedi, dünya ile tanıştı. Deniz yoluyla Akdeniz üzerinden Avrupa‘ ya ve oradan kuzeye daha sonra Amerika‘ ya kara yoluyla İran ve Çin’ e ulaştı. Böylece kedi türleri çoğaldı.

HİYEROGLİF

hiyeroglif2Yunanca ‘kutsal oyma’ demektir. Mısır dilinde ‘tanrının sözleri’ deyiminin çevirisidir. Mısır hiyeroglif yazısı bilinen en eski yazılardan biridir ve bazı yazıtlar M.Ö.3000 öncelerine kadar gider
hiyeroglif ; Gizemli, bilinmeyenli çizgiler, resimler, taslaklar, işaretler, şifreler, insanlar, hayvanlar, masal yaratıkları, bitkiler, meyveler, araçlar, elbise parçaları, örgüler, silahlar, geometrik şekiller, dalgalı çizgiler ve alevler.Bunlar Tahta üzerinde, taş üzerinde ve sayısız papirüsler üzerinde bulunurlar.Tapınak duvarlarında, mezar odalarında, anı levhalarında, tabutların, çekmecelerin üzerinde bulunurlar.Mısırlılar eski ulusların yazmayı en çok sevenlerindendir.
Hiyeroglif nasıl okunup yazılır?Mısır yazısı, çoğu, nesnelerin resmi olduğundan rahatlıkla ayırt edilebilen 700′den fazla işaretten oluşmuştu. Yanda görüldüğü gibi, her bir işaret, gerek özel bir nesneyi, gerekse belli bir sesi temsil ediyordu. Hiyeroglif yazısı soldan sağa ya da aşağıdan yukarıya yazılabilirdi.Hayvanların ya da insanların yüzleri sola dönükse soldan sağa, sağa dönükse sağdan sola okunurdu.
Ne ile yazarlardı?: Yazıcılar, mürekkep ve fırça kullanarak papirüs denen sazlardan yapılmış özel bir çeşit kağıda yazı yazarlardı. Ayrıca ostraka olarak bilinen kırık çömlek parçalarının üzerine de yazarlardı.
Eski Mısır’da Dil ve YazıYazıcılar: Mısır hiyeroglif yazısı son derece karmaşıktı.Yazıcı adı verilen kimseler, okumak ve yazmak için özel olarak eğitilmişlerdi.Bu becerileri onlara güç ve saygınlık kazandırıyordu. Yazıcılar tapınaklarda ya da devlet yönetiminde iyi işlere girebiliyorlardı. Çoğunluk vergi de ödemiyordu.Firavun adları kartuş adı verilen oval bir çerçevenin içine yazılırdı.Yanda Firavun Meyre’nin bir kartuşu’nun resmi bulunmaktadır.
Stenografi: Daha sonraları Mısırlılar, hiyeroglif yazısının daha kolay bir uyarlaması olan 2 türlü steno yazı geliştirmişlerdir.Hiyeroglif yazısı ise, tapınaklardaki ve kamusal yapılardaki kayıtlarda kalmıştı. Mısırlılar, bir yazı biçimi bulan en eski uluslardan biridir. Onların “Alfabeleri” bizim bugün kullandığımız gibi harflerden değil, resim ve işaretlerden oluşmuştu. Biz Mısır yazısına “Kutsal yazı” anlamına gelen hiyeroglif adı veririz.Bu isim Mısırlıların, yazı yazma yetilerinin onlara ilim Tanrısı Tot tarafından verildiğine inanıyor olmalarından kaynaklanıyor. Firavun adları kartuş adı verilen oval bir çerçevenin içine yazılırdı.
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder